Yusuf Estroti
Osmanbey, 14 haziran 2012
Evimize yeni taşındık. Sokakta hemen ana girişin kapısının yanında
bir otopark kapısı var. Pancurları her zaman inik. kullanılmıyor. Çünkü otopark
bizim bahçenin hemen arkasında ve girişi arka sokaktan... Biz de arabamızı
kullanılmayan bu kapının önüne park ediyoruz, boş bulduğumuzda...
Bir süre sonra birileri kapının
önüne iki tane direk çaktı. Direklerde kilitler var. Zaten bu direk dikenlere
hastayım, çok kızıyorum. Kamuya ait alanları kendi özel mülkleri haline
getirdikleri için. Belediyeye telefon ettim. Bu direkleri şikayet ettim. Beyefendi
biz bu direkleri kaldırıyoruz ama, ertesi gün tekrar koyuyarlar. Yetişemiyoruz,
dedi. Adresi aldı, bakacağız dedi. Klasik bir biçimde hiçbir şey değişmedi
tabii ki. Şaşırmadım, bunlar bizim ülkenin olağan halleri... Bu arada da
eskiden seyrek bile olsa bulduğumuz park yerlerini artık bulamıyoruz. Dönüp
duruyoruz ya da uzaklara park edip geliyoruz eve.
yandaki apartımanın kapısı
önünde, kaldırımın üzerinde bir boşluk var iki ağacın arasında kalan… Birisi de
oraya direk dikmiş. Hep aynı araba park ediyor oraya. Söylenip duruyorum. Zaman
zaman garaj kapısının önünde de yine aynı arabayı görünce, adam kendine park
alanı yaratmış, biz dönüp duruyoruz diye nasıl kızıyorum bir bilseniz. Bunları
kırıcağım diyorum, belediye yapmıyorsa ben yapacağım, diye kuruyorum...
Geçenlerde Niso ile
alışverişten döndük. Park yeri yok. Aldıklarımız indirdik, ben arabayı aldım,
yakında boşluk buldum, park edip döndüm. Bunları kıracağım dedim. Evde küçük bir çekiç var. Aldım onu, çıktım
dışarı. Kilide bir vurdum, çekicin sapı kırıldı. Daha da hırslanıyorum bu işe.
O gün elektrikçinin evde yapacağı bir iş var. Bize gelecek. Telefon ettim, Hasan
gelirken bir tane ağır çekiç getir dedim. Hasan geldi, ilk iş olarak çekici
getirdin mi dedim. Getirmiş. Aldım çekici, kilitleri kırdım. Boruları alıp
biraz ötedeki çöp konteynırına attım. Biri gelip bişey söylese, kavga bile
edebilirim, çok kızgınım.
Aradan birkaç gün geçti, Nisoyla
evde bir konuya hazırlanıyoruz, işe gitmemişiz. Evde daha rahat bir ortam var,
orada çalışıyoruz. Pencereler ve kapılar açık, Niso bir ara bahçeye çıktı. Baba
bak bir dakika diye beni çağırdı. Garajın kapısından içeri girmiş bir kamyonu
gösterdi. Doğru yapmadın sanırım dedi. O zamana kadar oraya yanaşan hiçbir araç
görmemiştik. Kamyondan bir mallar boşaltıyorlar ama ne olduğun görmüyoruz orası
bize göre biraz yüksek kalıyor. Biz aramızda nasıl yaptım bu işi diye konuşurken
tekrar arada bahçeye çıkıp içeri giriyoruz. Rahatsızım. Bahçeye çıktığımızda
bir se duyduk, bir dakika bakar mısınız… Eyvah dedim. Niso hemen geliyorum
dedi. Giyindi, dışarı çıktı. İçimden Niso halleder diyorum. Ama bir kaba güce
maruz kalır mı diye de endişeleniyorum. Yok yok o halleder. Özür diler ve maddi
bir külfeti varsa da biz oraları yaptırırız diye düşünüyorum. Süre uzadıkça
biraz sıkıntılanıyorum. Kendimi teskin ediyorum, biliyorum Niso halleder.
Bu arada da
düşünüyorum. Senaryolar kuruyorum.
Dışarı çıkıp adama gideyim. Adam çok sinirli ve bana doğru hiddetle geliyor. Dur
bir dakika diyorum, emir veren bir sesle. İstersen önce bana bir tane vur
istersen. Ama beni dinleyeceksin. Buradaki demirleri sizin koyduğunuzu
bilmiyordum. Burayı otoparka ait ancak daha kullanmaya başlamadığınız bir yer sanıyordum.
Kilitleri kırdım ama sizin olduğunuzu bilseydim kırmazdım. Çok özür dilerim. Ne
gerekiyorsa yapayım, sen de ne gerekiyorsa onu yap. Beni dinledikten sonra o
çekici kafama bile vursan haklısın. senden özür dilerim, dilemem gerekir...
Niso geri dönünce, Baba çok
ayıp etmişiz, burası adamların deposuymuş, dedi. Bu demirleri koymadan once,
birkaç kere kamyon geldikten sonra arabanın sahibini aramışlar. Adamlar bıkmış,
haklılar. Adamların kamerası var herşeyi görüntülemişler dedi. O anki
hırsımı ve kırdığım kilitleri düşündükçe utanıyorum. Üzüldüm, adamlar
komşularımız. İyi insanlar, hiç bir yanlışları olmamış. Üstelik eve taşınırken
rica edip otoparktan soktuk bazı şeyleri. Ya ne yaptım diye
kızıyorum kendime. Niso git adamlarla konuş, oraya bir park yapılmaz
levhası yaptıralım. Bunu da biz onlara hediye edelim diyorum.
Folyo yaptırdık ama direği
de hiç elletmedik. Şimdi arabamızı onların otoparkına bırakıyoruz. Bıktık yer
aramaktan. Otoparka girip çıkarken mahçubum
hala...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder