14 Haziran 2012 Perşembe

Güvenmek üzerine :)

geçen gün kadıköye horon kursunua gitmek üzere evden çıktım. saat 18.18 ve ergenekon caddesinin kurtuluşla birleşteği yerin başındayım. beşiktaştaki vapur istelesine gidip ve 18.45 vapuruna yetişmeyi planlıyorum. pangaltıya dolmuşa gideceğim diye planlamıştım evde. ya yetişemem boşver taksi ile gideyim diye düşündüm. ışıkların orada bir taksi buldum. taksinin üzerinde sultanahmet taksisi olduğu yazıyor. gördüm binmeden.
- merhba şoför bey beşiktaşa gideceğiz dedim
- abi beşiktaşa yarım saatten önce gidemeyiz, yol çok tıkanık dedi.
- ya mesafe çok kısa yetişiriz dedim.
- abi sen bilirsin ama oraları çok karışık biraz önce geçtim dedi.
acalem var kursa yetişeceğim. acaba doğru mu söylüyor diye düşünürken
- istersen kabataşa veya karaköye gidelim yol da açık çok daha rahat olur, dedi
- peki öyle yapalım dedim ve dolapdereden aşağıya doğru inmeye başladık.
bu arada insanları havalanına, çeşitli yerlere nasıl yatiştirdiğini ve kendisine nasıl bahşişler verildiğini anlatıyor. seni yetiştitirim hiç merak etme dedi. inandım iyice.
anlatıyor, çok eski bir şoför, yıllardır bu işi yaptığını yolları nasıl bildiğini, müşterilerini nasıl memnun ettiğini. bir yerinde tekrar bahşişlere dönüyor, ya herif bizi düzeltiyor mu gibi düşünuyorum arada ama yok yok iyi şoför kaç senedir bu işi yapıyor. öyle düşünme ayıp diyorum kendime. dolapdereden taksime isitkametine döndü. talimaninin arkasından taksime doğru çıktık. perşembe pazarından hemen girereriz makul diye düşünüyordum. taksime geldik. ışıkları geçtikten sonra, sağa tarlabaşına döneceğine, taksim meydanına döndük ve abi merak etme bu yol daha iyi dedi. the marmaranın yanından aşağıya doğru indik. yol açık. güvendim bir kere gidiyoruz. arada da ya keşke tarlabından gitseydik dedim ama artık yapacak birşey yok. fındıklıya indik, yol felç.  ya kandırdın beni dedim. yolunun üstü diye buradan getirdin. sonunda karaköy geldik. saat 18.57. vapura koştum. telaşla kendimi içeri attım. düşünmeye başladım.
ben bunu hep yaparım. insanlara güveniyorum. yolda anlıyorum işin iç yüzünü ama artık yoldayım, yapacak birşey yok. tecavüz kaçınılmazsa, keyfini çıkar deyişini ne kadar çok söylediğimi hatırlamıyorum bile kendi kendime.
insanlara güvenmeden yaşamanın ne kadar zor birşey, ne kadar paranoyak bir tutum olduğunu iyi bilirim. yine de bu tuzağa düşüyorum, üstelik aptal da sayılmam. kendimi akıllı sananlardan biriyim hem de. beni bu bu davranışa iten nediri düşünürken örnekliyorum kendime.
mesala taksi diyorum. bir taksiye bindiğimde, ve acelem varsa, şoför,  abi buradan yol biraz uzuyor ama daha açık dediğinde, aklıma yolu uzatmak istediği ve daha çok para almak istediği gelir, ama yol hakikatten açık olduğunda kendimden utanıyorum. adama haksızlık yaptın, neden böyle düşündün diye kendime kızıyorum.
bu utancı yaşamamak adına aldatıyorlar beni.
ben bu utancı yaşamamak için aldatılıyorum, ama insanlara güvenmeyen biri de olmak istemiyorum. biliyorum ki güvenmeyenler, güvenilmezdir...

14 haziran 2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder