Evden çıktım Galeria ya gidiyorum. Bir yakınım orada bir dükkan açıyor açılışına katılacağım. Yoldayım farkettim. Araba konuşuyor. Motor tıkır tıkır. İyiyim diyor sanki. Yaklaşık iki ay önce bir ziyaret için araba ile çanakkaleye gittik. Yola çıkmadan önce ya bu arabayla gidep dönebilir miyiz geçiyor ama aklımdan. Gittik. Dönüşte şehre 30 km kala motordan ilginç sesler geldi ve bir daha çalışmadı.
Motor hep konuşuyor. Dinliyordum ve biliyordum aslında. Devamlı yağ eksiltiyor, çalışması rahatsız. İdare ediyor diyoruz. İdare ediyor elbette. Ama idare etmek bu işlere hazır olmayı da gerektiriyor. İdare edenin seni yolda bırakma potansiyeli çok yüksek. İdare ettiği yere kadar ediyor çünkü. Motoru baştan aşağıya yeniledik süper olmuş, konuştu, anlattı bana.
İdare etmek tam bizim şarklı taraflarımızdan biri. İdrade etmek yani benzerini yapmak veya benzerini beklemek. İyinin altı, kötünün üstü. İyiymiş gibi. Ama değil. Kötünün habercisi. Önlem vakti. Vaktinde küçük küçük öksürükleri ihmal ettik, araba verem oldu, öldü. Allahtan onlar yeniden doğabiliyorlar.
Düşündüm biz bunları günlük hayatlarımızda hatta ilişkilerimizde bile devamlı yapıyoruz.
İşin nasıl idare eder, yani işi fena değil demek, daha iyi şartlar oluşsa burada çalışmam demek. Nasıl gidiyor idare eder, yani iyi gitmiyor ama buna da şükür demek,
Evlilik nasıl idare eder iyi mesut gidiyoruz işte ama nasıl beklentilerim vardı, acaba ben mi saçma düşünüyordum yoksa o mu saçma çıktı demektir. Yani içinde biraz memnuyetsizlik taşır. Bazıları da nazardan korkar, ölsen iyi dedirtemezsin zaten. Konumuz onlar değil genel.
Bu idare etmek ne demek, mış gibi muş gibi ama benzeri işte. Bu miş gibi muş gibiler hayatımızda ne kadar çok, düşünürsek. Ülkemizde yargı, yargı gibi, yargıymış gibi, siyaset siyasetmiş gibi, eğitim eğitimiş gibi, sağlık hizmetlerimiz, hizmetmiş gibi. var ama yani. Futbolumuz futbol gibi, tenisimiz tenis gibi, sporcumuz sporcu gibi. Bütün bunların federasyonları da federasyon gibi. Müzikallerimiz, filimlerimiz, tiyatrolarımız, senfoni osketralarımız, balelerimiz de hep gibi gibi. Askerlik askerlikmiş gibi. Askere gidenler bilir. Özel olarak seçilip yetiştirilenler hariç tam bir askercilik oyunu.
Bu miş gibi yaşama yetisi bizim coğrafyanın insanının müthiş bir özelliği. İnceldiği yerden kopsun bir toplumun atasözüyse burada biraz durup düşünmek lazım. Bizim milli denilebilecek karakterimiz bu. Biz de işler idare eder.
İnsan ilişkilerini idare etmek tam da idare ederi dışlamak demek. Küçük ve önemsiz gibi görünen aslında karşı tarafa çok şeyler söyleyen mesajlar alırız veririz. Bazan bu bir vazgeçiş halini alır, inceldiği yerden kopar. Bazan da erken uyarı sistemi olur bazılarına. Küçük davranışlardan dersler çıkarmak yorumlamak ve üzerine düşünmek. Miş gibi yapma alışkanlığımız var dedik ya, yok gibi, yokmuş gibi yapmada da ustayızdır. İstemediklerimizi görmeyiz, bunu bir tercih olarak yaparız. Bugünün acı veren gerçeğini görmez yarının hayallerine tutunuruz. Umut toplumudur Türk halkı. Hayatı, hep birşeylerin daha iyi olacağına inanarak geçer çünkü. Şarkın şarklılığın getirdiği kendi dışındaki çarelere sığınmak, şükürcülük, idare edercilik elbette davranış biçimlerine dönüşmüş.
Biz bu şarklılıklardan kurtulur muyuz? Zor. Ama herkes kendinden başlayabilir. Bu kurnaz şark kafalarının terketmeliyiz. Çoğumuz birer şark kurnazıyız, kendimize bile...
Sevgiyle
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder